Kamuoyuna ve “Sivil Toplum”a Çağrı

Kamuoyuna ve “Sivil Toplum”a Çağrı

Kültürlerarası Araştırmalar Derneği’ni, bizi çevreleyen ortamın toplumsal fayda ve bilim üretimini olanaksızlaştırması yüzünden, gelenekler tarafından ele geçirilmemiş, daha özgürlükçü bir platforma duyduğumuz ihtiyaçtan ötürü, yaklaşık bir sene önce kurduk. Bu süreçte hiçbir sermayedardan destek talep etmedik, devlet ile olan ilişkilerimizin yasalarca çizilen çerçevenin ötesine geçmemesine özen gösterdik, kişi ya da kuruluşların bizim adımıza lobi faaliyetleri yürütmesi için çaba sarfetmedik. Buna karşın, gerçekleştirdiğimiz ve planladığımız faaliyetlerimizin sonucunda hiçbir şahsi çıkar ummadık, ummamaktayız.

Kültürlerarası Araştırmalar Derneği’nin kuruluşundan bu yana geçen süreyi kurumumuzu nasıl gerçekleştireceğimizin yollarını arayarak geçirdik.

Bugün gelinen noktada ise, derneği kurarken ortaya koyduğumuz hedeflere ulaşmanın gittikçe güçleştiğini farketmekteyiz.

İsimsiz ihbarlar, henüz varlığı kanıtlanmamış delillerle yürütülen davaların garipsenmediği bir dönemdeyiz. Kimi distopya eselerindekilere benzer biçimde, iddia makamlarınca işleneceği öngörülen suçların bireylere isnat edilmesi, yaygın yöntem haline gelmiştir. Bu yöntemin en son kurbanı, Ahmet Şık’ın İmamın Ordusu eseridir.

Bir araştırmacı yazarın emek harcayarak oluşturduğu yapıt, “taslak” olarak nitelendirilerek değersizleştirilmektedir. Bu durum eserin, geride bir kopyası bile bırakılmaksızın, hukuksuzca toplatılmasını ve topyekün imha edilmesini ise sıradanlaştırmaktadır.

Basının, birtakım başka “gündem” maddelerine gösterdiği duyarlılığı bu konuya göstermediği açıktır.

Yasaları uygulamakla yükümlü yargı mensuplarının ve kolluk kuvvetlerinin anayasayı kulak arkası ettiği ve kanunlarla güvence altına alınan temel insan haklarının aralıksız bir biçimde ihlal edildiği bir ortamda, sivil toplumun kendine koyduğu hedeflerin gerçekleştirilemeyeceği ortadadır; bu şartlar altında ne bilim yapılabilir, ne bilgi üretilebilir, ne de toplumsal fayda yaratılabilir.

Sivil toplumdan talebimiz, bu durumun, sivil toplumun yaşamsal fonksiyonlarını engellediğinin kabul edilmesidir.

Biz sivil toplum örgütlerinin, konjoktürün temel öznelerinden olması gerektiğini, toplumsal sorunlara hiçbir koşul altında kayıtsız kalamayacağını ve ancak tüm uzantılarıyla etkin ve tarafsız şekilde işleyen bir hukuk düzeni içerisinde varolabileceğini savunuyoruz.

Benzer endişelere sahip sivil toplum örgütlerini seslerini yükseltmeye çağırıyoruz.

Saygıyla duyrulur.

Kültürlerarası Araştırmalar Derneği

 


Dora Goksal
Tüm Hakları Saklıdır © 2011 Kültürlerarası Araştırmalar Derneği